2011 yılında Çoruh Vadisi’nde UNDP’nin (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı), TC Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte yürütmüş oldukları ‘Gelecek Turizmde’ sloganlı projede görev yaptım. Bölgenin doğal ve kültürel değerlerini ortaya çıkarıp, bölgeyi bir çekim merkezi yapmayı amaç edinmiş bu projede en çok dikkatimi çeken havzanın mimari yapısı oldu. Çoruh Vadisi’ne Ortaçağ’da Gürcülerin bıraktığı en büyük miras, büyüleyici kiliselerdir. Tao-Klarjeti Krallığı’na bağlı kiliselerin Çoruh Havzası’ndaki beş piskoposluk merkezi bulunuyordu. Bunlar; Haho, Öşkvank, İşhan, Dörtkilise ve Barhal idi.

haho-kilisesi

Haho (Bağbaşı) Kilisesi

Günümüzde cami olarak kullanılan Haho Kilisesi, Tortum’a bağlı Bağbaşı Köyü’nde bulunuyor. Kilise, Gürcü Kralı David tarafından 10. yüzyılda yaptırılan manastır kompleksinin bir parçasıdır. Bu kilise iyi durumdadır ve aynı zamanda sınır duvarı, kapısı ve üç şapel görülebilir. Bakire Meryem Kilisesi, halen farklı renklerde karolarla kaplı konik tepeli bir kubbeye sahiptir. Gürcü kiliselerini farklı kılan yarım kabartmalarıdır. Dış kısımda pençeleri arasında tavşan tutan bir taş kartal heykeli bulunur. İç kısımda bir ejderha yer alır ve Yunus Peygamberi çağrıştıran bir balık bulunur. Alandaki kiliselerde bulunan freskler iyi durumda değildir. Haho Kilisesi’nde havarilerin ve meleklerin gösterildiği küçük bir fresk görülebilir.

oskvank

Öşk (Çamlıyamaç) Manastır Kilisesi
Öşk Manastır Kilisesi, bölgedeki en büyük haç planlı Gürcü kilisesidir. Yapıya giriş, kuzey, güney ve batı haç kollarının duvarlarındaki kapılardan sağlanır. Kilisenin içindeki bir yazıta göre 1036 yılında, Patrik Gagik’in parasal desteğiyle, kilisenin duvarları fresko tekniğindeki resimlerle bezenmiştir. Günümüze sadece kuzey, güney ve doğu apsislerdeki üç İncil konulu sahne ve bazı figürler ulaşmıştır. 19. yüzyıldan 1980 yılına kadar cami işlevi ile kullanılan bu yapıt, 1985 yılında TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek, korunması gereken kültür varlıkları arasına alınmıştır. Manastır, üzerindeki yazıtlara göre, 963-973 yılları arasında Gürcü Kralı Kuropalat Adernese’nin oğulları David (krallığı 961-1001) ve Prens Bagrat (ölümü 966) tarafından inşa ettirilmiş ve Vaftizci Yahya’ya (Ionnis Prodromos) adanmıştır. 1022 yılında bölgenin Bizans İmparatorluğu denetimine geçmesinden sonra kilisenin yıkılan kubbesi, Bizans İmparatorları II. Basileos (Ölümü 1025) ve VIII. Konstantin (Ölümü 1028) tarafından onartılmıştır. Bölgedeki piskoposluk merkezlerinden biri olan Öşk Manastırı, 11. yüzyılda el yazmaları ile ünlü önemli bir kültür merkezi olmuş ve bu önemini 15. yüzyıla kadar korumuştur.

ishan-kilisesi

İşhan Manastırı
17. yüzyıla kadar bir katedral işlevi gören bu manastır, Tao-Klarjeti Krallığı ve ona bağlı kilisenin Çoruh Havzası’ndaki beş piskoposluk merkezinden biri olarak kullanılmıştır. 1987 yılında Manastır, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek korunması gereken kültür varlıkları arasına alınmıştır. Manastırın adı ilk olarak, 951 tarihli ‘Grigor Khandza’nın Yaşamı’ adlı el yazmasında geçer. Gürcü dilinde 951 yılında yazılmış olan bu elyazması, halen Kudüs’te bulunmaktadır. Bu el yazmasında, Rahip Khandza’nın yeğeni ve öğrencisi olan Saba’nın, daha önce aynı yerde var olan bir kilisenin üzerine bu manastırı inşa ettirdiği belirtilmektedir. İlk kilise ise, Piskopos III. Nerses (641-661) tarafından tetrakonchos planlı olarak inşa ettirilmiştir. Ancak kısa bir süre sonra başlayan Arap akınları sırasında kilise tahrip olur ve terk edilir. Dokuzuncu yüzyılın başında Rahip Saba, tahrip olan kilisenin yerinde yeni bir manastır kurar ve manastırın ilk rahibi olur. Kilisenin içindeki ve güney duvarındaki beş ayrı Gürcüce yazıttan, kilisenin 917 yılından başlayarak 1032 yılına kadar değişik dönemlerde onarıldığı anlaşılır. 12.-14. yüzyıllarda ise kilisenin batı, kuzey ve güneyine yeni yapılar eklenir.

dortkilise-cephe

Dörtkilise
Bu alandaki Gürcü kiliselerinin en büyüğü olan Dörtkilise, Artvin’in Yusufeli İlçesi’nin Tekkale Köyü sınırlarında bulunmaktadır. Kilise, köyün 7 km yukarısında bulunmaktadır. Ceviz ağaçları ile çevrelenmiş bir tepenin yamacında bulunduğu için bu kilise gözden kaçırılabilir. Alan izole olmuş durumdadır. 10. yüzyılda zengin bir dinsel topluluğun merkezi işlevini görmüştür. Kilise iyi korunmuş durumdadır, ancak kısmen tepe yamacından gelen toprakla dolmuştur. Ayrıca gömülü bulunan manastır yazı odasını, manastır yemekhanesini ve diğer binaların duvarlarını görülebilir. Ayrıca burada, Kral David’in düzenlediği bir rahibe manastırı da bulunmaktaydı. Bu eser, dik kalkan duvarlı çatıya sahip bir bazilikadır. Dış kısmı, büyüklüğü ve yan neflerin çatıları üzerindeki dekorasyon nedeniyle etkileyici bir görünüme sahiptir. Kiremit çatı sağlam durumdadır ve iç kısımdaki freskler halen görülebilir. İkinci bir şapel, yokuş yukarı iki saatlik yürüme mesafesindedir. Üçüncüsü Tekkale’ye giden yolu koruyan kalenin içindedir. Dördüncüsünün inşa edilip edilmediği bilinmemektedir.

barhal-kilisesi

Barhal Kilisesi
Barhal Kilisesi Artvin’in Yusufeli İlçesi’nin Barhal Köyü sınırlarında bulunmaktadır. 10. yüzyıl kilisesi olan Vaftizci Yahya Kilisesi, Dörtkilise’den biraz küçüktür ancak çok daha iyi korunmuştur. Barhal Kilisesi, Kral David için inşa edilmiş olan bir manastırın parçasıydı. 17. yüzyıla kadar kilise iken, daha sonra camiye çevrildi; artık kullanılmıyor. Kilise aynı zamanda bir bazilikadır ve ön cephelerdeki çok uzun kör kemerler yüksekliğini vurgulamaktadır. Güney ve batı taraflarda girişleri vardır ancak batıdaki girişi kapanmıştır. İç kısımdaki fresklerin üstü boyanmıştır, dış kısımda görülmeye değer taş işçiliği vardır. Bu çalışmaların çoğu soyut çalışmalar olmalarına rağmen bir aslan, bazı tavus kuşları ve uzun cüppeler içinde sakallı erkek figürleri de bulunmaktadır. Yapıtın mimarı hakkında olduğu sanılan bir yazıt bulunmaktadır.

Metin ve fotoğraflar: İsmail Şahinbaş